İncir Ağacı 40. Bölüm





İncir Ağacı 40. Bölüm Özeti:



Belgin, Orhan’ın Suzan’la buluşacağını öğrenir ve Orhan’a hesap sorar. Orhan Belgin’e hiçbir şey bilmediğini söyler ama Belgin ikna olmaz. Geçen gece Ali’nin annesi Melahat ile yaptıkları konuşmayı anlatır. Belgin parmağındaki yüzüğü çıkarır, Orhan’ın avucuna bırakır. Herkes Yavuz’un başında toplanmıştır. Cemal, Yavuz’u İpsiz’in dövdürdüğünü zanneder. Hesap sormak içn evden çıkacağı esnada Yavuz durdurur. Bunu yapanın Ekrem olduğunu ve aralarındaki bir mesela olduğunu söyler. Neriman, Yavuz’dan İnci’nin peşini bırakmasını ister. Yavuz bunu yapamayacağını çünkü İnci’yi çok sevdiğini söyler.

Mesude okula her zamankinden farklı gelir. Perihan sebebini sorar. Mesude, buluşmaya gideceğini söyler. Derse girmeden doğruca çay bahçesine gider. Kartal, Mesude’ye, gönlünde biri olduğunu ama onun günlünün boş olup olmadığını bilmediğini, bu yüzden kendisine sormak istediğini söyler. Mesude kendisi için sorduğunu zanneder ama Kartal, Perihan için sormaktadır. Mesude’nin gururu kırılır. Cemal kahvaltıdan sonra hastaneye ablasını ziyarete gider. Neriman Cemal’in gerçekleri öğrenmesinden çok korkar. Hemen Kerime’den dolaptaki kemik suyunu ısıtmasını ister. Belgin evden çıkarken bir zarf görür. İçinde Orhan’a verdiği yüzük vardır. Ne yapacağını bilemez ve cebine koyar. Dükkana giderken Neriman’la karşılaşırlar. Neriman da çorba yapmış, İsmet’i ziyarete gitmektedir. Belgin ve Orhan’ın ayrıldığını bilmediği için Belgin konuşurken parmağını saklar. Dükkana döndüğünce sokakta oynayan çocuklardan birini çağırır ve zarfı Orhan’a geri götürmesini söyler. Cemal hastanede ablasından işin aslını anlatmasını ister. İsmet tam anlatacakken Neriman gelir. Belgin bir müşterisini uğurlamak için dükkandan çıkar. İçeri girdiğinden masada yine zarfı görür. İçinde yüzük vardır. Zarfı alıp Orhanlar’a gider. Kapıyı Kerime açar. Orhan’a vermesini ister. Kerime zarfı Orhan’ın odasına bırakacakken Suzan görür. Kerime çıkınca zarfa bakar, yüzüğü görür. Ayrıldıklarını anlar, sevinir. Mesude okula gelince Perihan görüşmenin nasıl geçtiğini sorar. Mesude, adamın hiç göründüğü gibi olmadığını, kaba ve densiz olduğunu, o yüzden teklifini kabul etmediğini anlatır. Perihan’ın keyfi yerine gelir. İnci okulda gözleriyle Yavuz’u arar. Bunu anlayan Ekrem, onun dün gece dersini aldığını, kendisine iyilik etmiş bir insana ihanetin bedelini ödediğini söyler. “Bir daha seninle ilgili bir mevzu olduğunda iki kere düşünür.” İnci cevap veremez ama içi gitmiştir. Akşam Orhan odasında zarfı bulur. İçi açar bakar, boştur. O esnada Cemal ve Neriman da odalarında konuşmaktadırlar. Cemal bir ara etajer üzerine bir zarf görür. İçinde senet vardır. Senetin üzerinde Orhan’ın ismi, Vefa’nın ismi.. Zarfın dibinde de bir yüzük vardır. Orhan koşarak aşağıya iner. Kerime’ye zarfın içinde bir şey olup olmadığını sorar. O anda Cemal’in sesi duyulur. Sertçe “Bunu mu arıyordun?” Hepsi döner elindeki zarfı masaya atar gibi bırakır. Ucundan senet görünür. Yüzük içinden yuvarlanarak düşer...” Kerime şaşkın... Orhan kalakalır.